29 Ekim 1923 sabahı Ankara, serin bir sonbahar güneşine uyandı. Tozlu sokaklarda soba dumanları yükseliyor, memurlar erkenden dairelerine gidiyor, çocuklar okula hazırlanıyordu. Henüz kimse, o günün akşamında tarihin yönünün değişeceğini bilmiyordu. Cumhuriyetin ilanına sadece birkaç saat kalmıştı; Anadolu’nun kalbinde yeni bir çağ başlamak üzereydi.
“Türkiye Devleti’nin hükûmet şekli cumhuriyettir.”Saatler 20.30’u gösterdiğinde karar resmiyet kazandı. Ardından Mustafa Kemal Paşa, oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.


“Cumhuriyet fazilettir.”
Facebook
X (Twitter)
LinkedIn
Telegram
WhatsApp
Sabah: Sade bir Ankara manzarası
O sabah Ankara, henüz küçük bir kasaba görüntüsündeydi. Hükûmet binası çevresinde at arabalarının tekerlek sesleri duyuluyor, seyyar çaycılar demli bardaklarla memurlara servis yapıyordu. Telgrafhanelerde görevli memurlar erkenden işe başlamış, Anadolu’nun dört bir yanına rutin haberleri iletmeye koyulmuşlardı. Kimse, birkaç saat içinde bu telgraflardan birinin “Cumhuriyet ilan edildi” manşetini taşıyacağını bilmiyordu.Öğle saatleri: Sessiz hazırlık
Öğleye doğru Meclis binasında bir hareketlilik başladı. Milletvekilleri, erkenden toplantı salonuna geldi. Koridorlarda ciddi bir sessizlik hâkimdi; herkes bir kararın eşiğinde olunduğunun farkındaydı. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, birkaç saat içinde açıklanacak yeni yönetim biçiminin hazırlıklarını tamamlıyordu.Akşamüstü: Bir çağın başlangıcı
Güneş batarken Meclis kürsüsünde Mustafa Kemal Paşa’nın sesi duyuldu. Kısa, kararlı ve tarihî bir konuşma yaptı. Ardından oylama gerçekleşti. Artık herkes biliyordu:“Türkiye Devleti’nin hükûmet şekli cumhuriyettir.”Saatler 20.30’u gösterdiğinde karar resmiyet kazandı. Ardından Mustafa Kemal Paşa, oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
Gece: Işıkları sönmeyen şehir
Ankara o gece hiç uyumadı. Meclis binasının pencerelerinden taşan ışıklar, Ulus Meydanı’na kadar uzandı. Askerî binalarda sevinç naraları, telgraf merkezlerinde “Yaşasın Cumhuriyet” mesajları yankılandı. Anadolu’nun dört bir yanında insanlar, sabahı yeni bir ülkenin vatandaşı olarak karşılayacaklarını henüz anlamaya çalışıyordu.
Ertesi gün: Yeni bir sabah, yeni bir ülke
30 Ekim sabahı, Türkiye artık başka bir devletti. Gazetelerin manşetlerinde “Cumhuriyet ilan edildi” yazıyor, çocuklar ellerinde bayraklarla sokaklara çıkıyordu. Okullarda öğretmenler yeni dönemi anlatıyor, askerî birliklerde marşlar söyleniyordu.
Sonuç
29 Ekim 1923 sabahı Türkiye sade bir güne, sıradan bir pazartesiye uyanmıştı. O günün akşamında ise bir millet kendi kaderine imza attı. Ankara’nın taş sokaklarında yankılanan tek bir cümle, yüzyılı aşkın bir süredir aynı inançla tekrarlanıyor:“Cumhuriyet fazilettir.”




