Yazar: BUSE GÜLİN
Tarih: 31 Ocak 2026
Kategori: Kültür Sanat
Lynne Ramsay’nin yeni filmi Die My Love (Geber Aşkım), Kevin Hakkında Konuşmalıyız’in yarattığı o rahatsız edici önseziyi hatırlatan, sert ve boğucu bir psikolojik evrene davet ediyor. Hikâye, annelikle birlikte zihinsel dengesini korumaya çalışan Grace’in iç dünyasına odaklanıyor. Taşrada, insan temasından ve gündelik hayattan kopuk, eski bir evde sıkışıp kalan Grace için gerçeklik giderek esnemeye başlıyor; hayal ile hakikat arasındaki sınırlar silindikçe, izleyici de bu çözülmenin içine çekiliyor.
![]() |
Film, Arjantinli yazar Ariana Harwicz’in aynı adlı çok satan romanından sinemaya uyarlandı ve ilk kez Cannes Film Festivali’nde seyirciyle buluştu. Ramsay, bu hikâyeyi seçme nedenini “aşkın tek bir biçimi olmadığı, zamanla şekil değiştirip karanlık yüzlerini de açığa çıkarabildiği” fikriyle açıklıyor. 2019’da İstanbul Film Festivali’nde jüri başkanlığı yapan yönetmen, bu filmde de duygusal konfor alanlarını bilinçli olarak yerle bir ediyor.
Grace karakterine hayat veren Jennifer Lawrence, kariyerinin en çıplak ve en zorlayıcı performanslarından biriyle karşımızda. Şimdiden Oscar konuşmalarının başlaması tesadüf değil; Lawrence’ın oyunu, sadece bir karakter canlandırmaktan çok, ruhsal bir çözülmenin beden bulmuş hâli gibi ilerliyor.
Kişisel açıdan görüşümü eklemem gerekirse, Die my love, kadınlığın en temelinde var olan bir duygusal boğulmanın dışavurumunu inanılmaz sert bir dille sunuyor. Evli bir kadın olmak ile anne olmak arasında gidip- gelen rolleri üstlenmekten sorumlu bir kadının yavaş yavaş psikoza ve arkasından daha sert bir psikolojik döngüye girdiğine adım adım tanık oluyoruz. Film seyirciyi karakterlerin dönüşümüyle esir alabilmek için mekansal açıdan daha limitliyor ve böylelikle sizi New York'un 7/24 uyumayan hayatından kırsal bir alanda ilerleyen( filmin ana çekim alanı Airdrie, Calgary'nin kuzeyidir) hikaye içerisinde fazlasıyla tekinsiz ve çoğu zaman savunmasız bırakıyor. Bu yol vasıtasıyla, seyircilerin ilgi alanı istemsizce Grace'in kendisi, kendisini ifade ederken kullandığı dilin dönüşümü oluyor. Açıkcası Pattinson ve Lawrence inanılmaz bir iş çıkarmış! Uyumlarına şapka çıkarttığım bir noktada duruyorum. Bilhassa, Lawrence'ın rolünü tamamen giydiğini söylemek yerine şunu dile getiriyorum: Lawrence zaten tüm varlığıyla bu rolün içerisinde. Annelik duygusunu ve sürecini tatmış bir kadın olarak, psikozu iyi bildiğini düşünüyorum. Bu sebeple karaktere verdiği hayat dışarıdan bir senaryo okumanın ötesinde, içeriden tüm dürtüleri ve benliğiyle büyüyor ve odalara hatta evin kendisine dahi sığmayacak bir hale evriliyor.
Filmin bu noktada sağladığı derin duygu analizi, birden fazla zıt inanış biçimleri doğurabilir. Bir kadın olarak Grace, hamile kadınların içinde bulundukları süreçten çekinmelerine yol açabilir veya benzer süreci, tüm sertliğiyle geçirebileceklerine olan kaygılarını tetikleyebilir ve bu yersiz anksiyete doğurarak psikoz ihtimalini yaratabilir. Ayrıca, hamile kalmaya mesafesi olan insanların içsel yatkınlıklarını minimum veya maksimum şekilde zedeleyebilir veya hamile kalmayı hedefleyen insanların sürece olan bakışını değiştirebilir.
Bu noktada söylemeden geçmek istemiyorum: Karakterin sunulan içsel yolculuğu, kuşkusuz ki her kadında farklı biçimlenecektir. Bu yüzden unutulmamalıdır ki bu filmin amacı tuğlaları sökmek değil, tuğlalara ekstra kolonlar inşa edebilmektir. Diğer şekilde ifade etmek gerekirse, Die my Love, hamilelik sürecinde ve sonrasında - her ne kadar konuşulmasa da- kadınların duygularının ortak olduğunu ve sürecin delilik veya kişinin kendisinden türeyen bir “annelik vasfı sorunu” olmadığını dile getirmektedir. Öte yandan, hamile kadınlara ve doğum sonrasında anneliğe yeni adım atmış kadınlara yaklaşım konusunda eşlere ve ailenin etrafında şekillenen çevreye fazlasıyla öğretici olacağını düşünmekteyim.
Kısaca film size büyük paket duygusal bir farkındalık sağlamaktadır. Hangi açıdan algılamak isteyeceğiniz tamamen kişisel tercihinize bağlıdır. Yine de olumlu okumayı ve aslında hamilelik sürecinin kadın için ne kadar devrimsel bir dönüşüm olduğunu görmeyi ihmal etmemek gerekiyor. Yardım ve destek ile her eşik hızlıca atlanabilir. Unutmayalım! Psikoz ve hamilelik sürecinde oluşan duygusal dalgalanmalar “normal şartlarda” geçicidir. Yanlış tutumlar ve tetikleyiciler daha ciddi sorunlar doğurabilir ve sürecin ciddileşmesine sebebiyet verebilir.
Son söz olarak bu filmden öğrenmemiz gerekenin “ hamileliğin kadın zihninde ki duygusal yükünü anlayabilmek ve kolektif açıdan bu süreçte kurulacak doğru iletişimin ve paylaşımın önemini kavrayabilmek" olduğunu düşünmekteyim. Bu yolculukta Grace bize aslında yanlış bir seçimin giriş- gelişme ve sonuç bağlamında kısa bir kesitini sunuyor ve viraja yüksek hızla, yanlış zamanda ve yanlış araçla girmenin sakıncalarını görmemiz konusunda sadece rehberlik ediyor.
İyi seyirler dilerim,
Sevgilerimle,
Filmle ilgili bilgiler
Amerikan sinemasının son dönemdeki en iddialı ve üzerine en çok konuşulan yapımlarından biri olan "Die My Love" (Geber Aşkım), izleyiciyi sarsmaya devam ediyor. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali'nde yapan ve eleştirmenlerden tam not alan film, Türkiye'de de 24 Ocak 2026 itibarıyla vizyona girerek sinemaseverlerle buluştu.
Başrollerini Hollywood'un dev isimleri Jennifer Lawrence ve Robert Pattinson'ın paylaştığı yapım, sıradan bir aile dramının çok ötesine geçerek izleyiciyi insan zihninin karanlık dehlizlerine davet ediyor.
Annelik, Delilik ve Yalnızlık Üçgeni
Lynne Ramsay’nin yönetmen koltuğunda oturduğu film, kırsal kesimde izole bir hayat süren genç bir annenin (Grace) hikâyesini merkezine alıyor:
Konusu: Doğum sonrası depresyonun pençesindeki Grace, hem annelik hem de evlilik yükümlülükleri altında yavaş yavaş gerçeklik algısını yitirmeye başlar.
Atmosfer: Film, Montana’nın pastoral manzarasını sessiz bir gerilim ve psikozla birleştirerek seyirciye klostrofobik bir deneyim sunuyor.
Kadrosu: Lawrence ve Pattinson’a; LaKeith Stanfield, Sissy Spacek ve Nick Nolte gibi güçlü isimler eşlik ediyor.






