Futbolcu Eşya Değildir
Galatasaray’ın Kocaeli’de kaybetmesinden sonra ortalık yine “Icardi mi suçlu, Okan mı yanlış yaptı, yoksa Torreira mı sakattı” tartışmalarına döndü. Aslında maçın taktik kısmını FANATİK yazarları zaten didik didik etmiş. Ben bugün biraz daha insan tarafına, yani “futbolcu dediğin şey bir makine değil” tarafına girmek istiyorum.
Şunu unutmadan yazayım:
Futbolcu eşya değildir.
Ömür boyu sal-kayamazsın.
Zamanı gelince en büyüğüne de “teşekkürler” dersin.
Nasıl Mertens’e veda ettiysen geçmişte Hagi’ye veda ettiysen, yarın öbür gün Icardi’ye de veda edeceksin. Bu oyunun kuralı bu. Futbolcu değişir, forma kalır.
Ama…
Okan Buruk’un Kocaelispor maçındaki tercihi bu doğal vedayı biraz hızlandıracak, üstelik gereksiz şekilde hızlandıracak bir tercihti. Çünkü Icardi’nin bugünkü halinde herkesin bildiği bir gerçek var:
Hazır değil.
Bu ayıp mı? Değil.
Futbol mu ayıp? O hiç değil.
Ayıp olan, hazır olmayanı 90 dakikalık ateşin içine ilk 11 diye atmaktır.
Bakın, bunu niye söylüyorum: Sen Icardi’yi “mevkisi değişmiş, ritmi düşük, takımın baskı planına uymayan” hâliyle sahaya sürdüğün anda iki kişi birden eleştiriliyor:
Icardi: “Koşmuyor, basmıyor” diye.
Okan Buruk: “Niye böyle başlattın?” diye.
Yani tek hamlede hem oyuncunu hem kendini ateşe atıyorsun. Akılcı mı? Değil.
Oysa çok daha tatlı, çok daha herkesin kabul edeceği bir senaryo vardı. Düşünsene:
Maç 1-1 gidiyor.
Kocaeli bastırmış, tribün ayakta.
Dakika 70.
Okan hoca dönüyor kulübeye: “Mauro, hazır mısın?”
Icardi oyuna giriyor, ceza sahasında bir pozisyon… Hop gol.
Manşet ne oluyor ertesi gün?
“Icardi efsanesi geri döndü.”
“Okan’dan doğru dokunuş.”
“Galatasaray yedekten gelen yıldızıyla kazandı.”
Bak gördün mü? Aynı oyuncu, aynı teknik direktör, aynı maç… Sadece dakikayı değiştiriyorsun, bütün anlatı değişiyor.
Bunun adı oyuncuyu kazanmak.
Bunun adı yıldızı yönetmek.
Bunun adı “futbolcu eşya değildir” demek.
Şimdi ne oldu?
Icardi sahada ağır gözüktü → oyuncu eleştirildi.
Okan “iki gol kralını aynı anda oynatırım” diye düşündü → hoca eleştirildi.
Galatasaray hücumda üretemedi → takım eleştirildi.
Üçlü paket hâlinde eleştiri.
Hâlbuki maçın senaryosu Icardi’yi kurtarıcı yapmaya çok uygundu. Kocaelispor önde oynuyor, Galatasaray ikinci yarı yükleniyor… Bu tam “70’te yıldızı sok, golü al” maçıydı. Çünkü bu tip maçlarda taraftar şunu görmek ister: “Hoca oyuna müdahale etti.” Saha içi oyuncu da şunu hissetmek ister: “Beni oyuna almak için bekledi, bana güveniyor.” Icardi’ye yapılacak en güzel psikolojik destek buydu.
Şimdi ne olacak?
Şimdi denklem çözülecek.
“Osimhen mi? Icardi mi? İkisi birden mi? Peki 10 numarayı kim oynayacak? İlkay ve Yunus yokken yaratıcıyı nereden bulacağız? Sallai yedekte dururken Singo niye başladı?”
Hepsini tek tek açman gerekecek. Çünkü bir yanlış zamanlı tercih bütün soruları aynı anda masaya koydu.
Şunu da ekleyelim: Galatasaray son yıllarda şunu çok iyi yapıyordu — büyük oyuncuya saygı + doğru dakikada oyuna alma. Mertens’in dakikaları böyle ayarlandı, Muslera’nın yükü böyle hafifletildi. Hatta geçmişte Hagi bile belli dönemlerde “maç seçerdi”, kimse de çıkıp “Hagi koşmadı” diye kıyamet koparmazdı. Çünkü herkes bilirdi ki büyüğü yönetmek ayrı bir meziyettir.
Icardi de aynı grupta.
Seni şampiyonluk yarışında öne geçiren, tribünün bağ kurduğu, formasını çocukların aldığı, “gol atmasa da oynasın” denilen oyuncu. İşte bu tip futbolcuyu ilk 11’de değil, maçın hikâyesinde oynatırsın. Onu hikâyeye koyarsın. “Geldim ve çözdüm” dedirtirsin. Taraftar da “İşte bizim çocuk” der.
Şimdi iş biraz zorlaştı. Çünkü hem fizik olarak eksik bir Icardi var, hem de üzerine “ağırlık yapıyor” tartışması bindi. Hâlbuki o tartışma çok daha yumuşak geçebilirdi.
Son söz:
Futbolcu eşya değildir. Bugün çalışmadı diye çöpe atamazsın. Ama futbol da duyguyla oynanan bir oyundur. Oyuncuyu parlatacağın dakikayı iyi seçmezsen, en yıldızını bile gölgede bırakabilirsin. Galatasaray için doğru plan şuydu:
Kocaeli maçında Icardi ilk 11 değil, 70. dakikanın kahramanı olmalıydı.
O zaman ne oyuncu ateşe düşerdi, ne hoca.
Şimdi ikisini birden sudan çıkmış balık gibi kurutmak zorundasın.






















