Aslan’ın Sahnesi: Liverpool RAMS Park’ta
Avrupa geceleri İstanbul’da hep farklıdır. Hele ki adres RAMS Park ise… Tribünlerin coşkusu, sarı kırmızı atkıların dalgası ve rakibin üzerine çöken uğultu, Galatasaray’a defalarca mucizeler yazdırdı. Şimdi sırada Liverpool var.
Galatasaray, Avrupa’da sahaya çıktığında yalnızca bir Türk takımı değil, geçmiş zaferlerin gölgesinde parlayan bir kimliktir. 2000’de Arsenal karşısında kazanılan UEFA Kupası, Real Madrid’i dize getiren Süper Kupa, yıllar geçse de hafızalardaki yerini koruyor. Çünkü o başarılar, bu kulübün neye muktedir olduğunu anlatıyor.
Liverpool güçlü bir rakip. Premier Lig temposu, yıldızlarla dolu kadrosu ve Avrupa tecrübesi ortada. Ama Liverpool’un bilmediği bir şey var: RAMS Park’ta atmosfer rakibin üzerine çöker, oyuncuların ayaklarına ağırlık olur. Orada nefes almak bile kolay değildir.
Okan Buruk’un sahaya süreceği muhtemel 11 şöyle olmalı
Uğurcan – Singo, Sanchez, Jakops, Sallai – Yunus, Barış, Lemina, Torreira, Sara – Osimhen.
Kâğıt üzerinde Liverpool ağır basıyor olabilir, ama bu kadro RAMS Park’ın ateşiyle birleştiğinde bambaşka bir hikâye yazabilir.
Galatasaray’ın Avrupa’daki geçmişine bakınca bir şey net: Bu takım, büyük maçları sever. Manchester United’ı dize getiren, Real Madrid’i şaşırtan, Juventus karşısında kar kış dinlemeden tarih yazan bir kulüp, Salı akşamı yine farklı bir kimliğe bürünecek.
Belki bu maç gruptaki hesapların ötesinde. Belki sadece üç puan değil, bir hatırlatma olacak: “Aslan hâlâ Avrupa’da kükremeyi biliyor.”
O gece, tribünler ayağa kalktığında, marşlar RAMS Park’ın tavanına çarptığında Liverpool belki de şunu anlayacak: Burada sahaya çıkan sadece 11 oyuncu değil, koca bir tarih, koca bir camia. Ve o tarih, bir kez daha sahne almak üzere.






















