… Galatasaraylılar şaşkın, Fenerbahçeliler heyecanlı. Herkesin dilinde tek soru: Kerem Aktürkoğlu Fenerbahçe’ye gidiyor mu? Cevap arayan tartışmalar sosyal medyada yangın gibi yayılıyor. “Gitmez, Kadıköy’de neler yaptı o!” diyen de var, “Profesyonellik başka, çocukluğunda zaten Fenerliydi, gider” diyen de. Bu git-gel arasında gündeme bomba gibi bir haber düşüyor: Fenerbahçe Kerem’le anlaşmaya vardı!
Galatasaray defteri kapandı mı?
Galatasaray cephesinde sessizlik hakim. Okan Buruk ile Kerem’in karşılıklı takipleşmeyi bırakması, taraftarın kalbine şüphe düşürüyor. “Galatasaray’ı sattı” yorumları artarken, bir kısım “çocukluk aşkına gitti” diyerek anlayış gösteriyor. Ancak görünen o ki Kerem’in tek hedefi Fenerbahçe forması.
Benfica hamlesi ve kabusun başlangıcı
Tam bu sırada işin içine başka bir güç giriyor: Benfica. Tesadüf bu ya, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi play-off rakibi. Portekiz kulübü, Kerem’in transferine izin veriyor ama kritik bir şart koşuyor: Fenerbahçe’ye karşı oynamasın. Bunun için ön eleme maçında son dakikalarda oyuna sürülüyor. Böylece UEFA kuralları gereği Kerem, olası transferinde Benfica’ya karşı sahaya çıkamayacak hale geliyor.
Fenerbahçe bu hamleyle fiyatı düşürmeye başlıyor. İşte o an Kerem için kabus dolu günler başlıyor. Ne Galatasaray ne Fenerbahçe. Bir tarafta sırt çevirdiği Galatasaray, diğer tarafta yarım bıraktığı Fenerbahçe hayali…
Dimyat’a pirince giderken…
Atalarımız ne demiş: “Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olmak.” Kerem’in yaşadığı tam da bu. Hem Galatasaraylılığını kaybetti, hem de Fenerbahçe defterini açamadan Benfica-Fener çekişmesinin ortasında kaldı. Artık o, camiasız bir oyuncu.
Filler tepişir, çimler ezilir
Bir başka atasözüyle: “Filler tepişir, çimler ezilir.” Benfica ile Fenerbahçe’nin satranç oyununda arada kalan Kerem, hem kendi geleceğini hem de kariyerini zora soktu. Taraftarın gözünde artık “ihanet eden” de var, “kurban giden” de.
Şimdi soru şu: Fenerbahçe’nin bu süreçte Kerem’i ortada bırakması doğru mu, yanlış mı? Cevabı takdir size kalmış… Ama görünen o ki Kerem’in hikâyesi, futbolun sadece sahada değil, kulüp oyunlarında da ne kadar sert olduğunu bir kez daha hatırlattı.






















