Köy yerinde hayvancılık yapanın derdi çoktur. Ama en tatsızlarından biri de sığırların yakalandığı “3 gün hastalığıdır.” Adı basit, etkisi büyük. “Üç gün sürer geçer” deyip geçmeyin; o üç gün hem sütü götürür hem de hayvanın dermanını alır. Bizim köylünün lafıyla: “İneğin burnu akarsa, sahibinin cebi akar.”
Belirtileri Nasıl Anlarız?
Bir sabah ahıra girdiniz, inek bir köşeye çökmüş, yemle yüzüne bile bakmıyor. Süt kovası da boş. İşte o anda çanlar çalmaya başlamıştır.
Ateşi fırlar, hayvan titrer.
Topallar, adım atmak istemez.
Gözler yaşarır, ağızdan salya akar.
Süt ineklerinde verim, sanki musluğu kapatmışsınız gibi birdenbire düşer.
Kısacası inek “üç günlüğüne tatile çıkıyor” ama fatura size kesiliyor.
Yakalanmamak İçin Ne Yapmalı?
Bizim buralarda derler ki: “Sivrisineği kov ki ineğin yatmasın.” Çünkü bu virüsü taşıyan başlıca suçlular sivrisinek ve tatarcık.
Yazın akşam vakti ahır çevresinde sinek ilacı kullanmak, hastalığın önünü keser.
Aşı bulma imkanı olan bölgelerde mutlaka yaptırın. “İğneden kaçan, hastalıktan kaçamaz.”
Ahır temiz ve kuru olacak. Nem, pislik ve sinek bir araya gelirse hastalık davetiye çıkarır.
Hayvanı iyi besleyin. Güçlü bağışıklık, hastalığın en büyük düşmanıdır. “Karnı tok ineği virüs kolay yıkamaz.”
Çiftçiye Tatlı Bir Öğüt
3 gün hastalığı çoğu zaman öldürmez ama cebinizden eksiltir. Bir gün süt, üç gün para demektir. Çiftçi için çözüm nettir: Önce tedbir, sonra şifa. Beklemek yok, “nasılsa geçer” demek yok. Çünkü geçerken sizin kazancı da götürüyor.
Son Söz:
Köylü işi biraz da sabır işidir ama sabretmekle beklemek aynı şey değildir. 3 gün hastalığında sabır tedbir almaktır, beklemekse zarara davetiye çıkarmaktır. Unutmayın: “İneğini koruyan, geleceğini korur.”
Ayrıca hekime danışmayı ihmal etmeyiniz.






















