Ah ve keşke sözcüklerini kimi zaman sohbetlerde duyarız. Gençken insan bu sözcükleri fazla kullanmaya ihtiyaç duymaz. Yaş aldıkça yaşananların ağırlığı insanın üzerine çöker ve geçmişi yeniden değerlendirir. Ah ve keşke geçmişe dair yapılan bir değerlendirmedir. Geçmişe müdahale edemeyeceğimizi bilsek de yine de yapılması gerekenin zamanında yapılmamasından duyulan pişmanlık nedeniyle ah, keşke diyebiliyoruz. Oysa geçmiş uzaklaşıp gitmiş oluyor. O zamanki ben ile şimdiki ben arasında farklılık oluyor. Aslında “insan yedisinde neyde yetmiş yedisinde de odur” sözü her zaman ve herkes için geçerli olmuyor.
Yaşadıklarımızdan öğrendiklerimiz, deneyimlediklerimiz oluyor. Durup düşünüyoruz, “Ne oldu? Niye böyle oldu? Bu konuda benim rolüm ne? Bu durumu değiştirebilir miydim? Şu olay yaşanmasaydı ne olurdu? O sırada o duruma müdahale edebilir miydim? Böyle sonuçlanmasını engelleyebilir miydim?” Bu tür sorular aslında öznenin geçmişte yaşanılan şeylere ilişkin pişmanlıklarını, zamanında müdahale edememesinin iç hesaplaşmasını gösterir. İnsan kendisiyle iç hesaplaşma yapmadan, olaylara daha nesnel bakmadan kendini yeniden gerçekleştiremez. Tersi durumda her konuda haklı olduğu sanısına kapılır insan. Bu da kendisinin yanılmaz ve her durumda haklı olduğu anlayışına yol açar. Oysa gerçek öyle değildir. Herkesin belirli bir olayın ortaya çıkmasında payı vardır. Önemli olan kimin daha fazla ya da az olduğu değil; kimin bu konunun çözülmesi için ne adım attığı ya at(a)madığıdır. Ego savaşlarının olduğu olaylarda bu tür adımlar atılmaz, karşılıklı donma hali yaşanır. Oysa hayat da su gibi ellerimizin arasından kayıp gitmektedir, hırslar, egolar, gurur ilişkileri yeniden onarma ya da telafi etme adımlarının atılmasına engel olur. Ancak yaşanan olaylarda zamanında gerekli adımların atılmaması, ortak noktaların bulunması yönünde uzlaşmaya dönük çabaların ortaya çıkmaması daha sonradan bilinç düzeyine çıkar: Geçmiş, ah ve keşke çerçevesinde yeniden değerlendirilir.
Ah ve keşke, öznenin kendi zincirlediğinin kabullenmesidir. Bir tür şimdiden geçmişe dönük müdahalede bulunma arzusudur. Öznenin geçmişte hatalı, yanlış davrandığını kabul etmesi ve bunu dillendirmesidir. Ah ve keşke geçmişte sıcak aklın egemen olduğu koşullarda yaşananların daha geniş bir perspektifte soğuk bir akılla analiz edilmesi, olasılıkların ne olduğunun saptanması ve yapılabileceklerin ne olabileceği üzerine düşünülmesi durumunda kişiye yol gösterici olabilir. Öbür türlü bir yakınma durumu olarak sürekli dillendirilen bir gerçeklik halinde kalır.
İnsan hata, yanlış yaparak ömür denilen hayatı yaşıyor. Sosyal ortamlarda farklı insanlarla kurduğumuz ilişkilerle hem kendimizi yeniden yapılandırıyoruz hem de ne olduğumuzu fark ediyoruz. Bu fark ediş de hataların, yanlışların da rolü var. Eğer onlar olmasa insan kendini geliştiremez, değiştiremez. Bu fark ediş içinde olmayanlar da bulunmuyor değil. Onlar sürekli kendilerinin doğru, hatasız olduğunu düşünüyor ve sürekli egolarını besliyorlar. Oysa insan sosyal varlık ve egosu başka egolarla karşılaşarak birbirinin zımparası oluyor. Yani egolar daha pürüzsüz hale geliyor. Kaba, sivri yönler biraz daha düzleşiyor, insan katılıktan daha esnek hale geliyor, olasılıkları dikkate alarak davranıyor.
Herkesin geçmişe yönelik ah ve keşkeleri olabilir. Benim de var. Bunları değiştirmenin mümkün olmadığını biliyorum. Çünkü bazıları artık aramızda değil ve sonra söylemek istediklerim içimde yaşayacak. Bazen kendi kendime konuşurken onlara sesleniyor gibi anlatıyorum duygularımı, düşüncelerimi, yanlışlarım ve hatalarımdan dolayı özür diliyorum.
Son yıllarda içimde bir ukde kalmaması için bu konuda daha titiz davranıyorum. Hata ya da yanlış yaptığım insanlardan özür diliyorum, onlara yönelik davranışlarını düzeltmeye çalışıyorum. Bunu açık iletişim yoluyla yapmaya çalışıyorum. Ama açık iletişimin farklı bağlanma biçimlerine sahip olan öznelerde geçerli olmadığını da biliyorum. Bu başka bir yazının konusu olacak.
Ah ve keşke geçmişe takılıp kalmamak ve geçmişi aşmak için sorulmalı ve gereği yapılmalıdır. Olayların üzerinden kaç yıl geçmiş olsa da konunun öznesi olan kişi ya da kişilerle konuşulmalıdır. Böyle bir konuşma öznenin varlığından hiçbir şey eksiltmez tersine onun egosunu aşmış bir insan haline geldiğini gösterir. Günümüzde ego tutsaklığının pompalandığı bir ortamda bunu gerçekleştirmenin kolay olmadığını biliyorum. Şimdi düşünün ah ve keşke dediğiniz durumlar var mı? O konuda ne yapacaksınız? Sürekli ah ve keşke mi diyeceksiniz yoksa bu durumu telafi ederek aşacak mısınız? Karar sizin!






















