https://www.koydenhaber.com/ haber sitesinde ilk yazıyla karşınızdayım değerli okuyucular. TRT’den ve akademiden meslektaşım Dr. Öğretim üyesi Erkan Turan aylar öncesinden bu mecrada yazmayı teklif ettiğinde Eylül ayında olabilir demiştim. Kısmet şimdiymiş. Beni tanıyanlar iyi bilir: “Söz eylemdir.” Bu gün sözümü yerine getirmenin kıvancını yaşıyorum. Bir başka sevincim de köye yönelik böyle bir haber sitesinin olması. Yıllardır köye ve köylülere yönelik haber yapılmamasını derslerimde eleştirirdim. Erkan Turan, bunu dijital olanaklarla başaran takdir ettiğim bir arkadaşım.
Amacım 15 günde bir yazmak. Çünkü farklı mecralara da yazıyorum. Orada da arkadaşlarım ve dostlarım var. Burası gibi oraları da evim belliyorum. İnsanın kendisini ifade etmesinin olanaklarının giderek zorlaştığı bir ortamda suskunluğun kendi konfor alanı olarak görüldüğü bir ortamda suya sabuna dokunarak incelikli bir biçimde yazmak zor. O nedenle bir entelektüel olmaya çalışan biri olarak gözlemlerimi, saptamalarımı, düşüncelerimi bu mecrada paylaşmak istiyorum.
Belki bu sitenin okuyucuları beni yazdığım güftelerin ve şiir kitaplarımın haberleri dolasıyla bu tanıyorlar. Şimdi kırsal alana yönelik yazılarla karşınızda olacağım.
İlk yazı bir anlamda tanışmaya zemin hazırlar. Kendimi öyle ayrıntılarla ortaya koymayacağım. Benim kırsal alanla ilişkim öncelikle annem aracılığıyla oldu. Annem Sinoplu’ydu ve İstanbul’a geldiği 1940’ların sonuna kadar çocukluğundan itibaren yarıcılık yapmıştı. Yazları memleketine gitmeyi, orada olmayı çok severdi. İnsan çocukluğunun geçtiği yerleri unutamıyor. İlkokul yıllarımda yazları beni de götürürdü Sinop’a. 15-20 gün kalırdık. Kışlık erzakları da hazırlardı. Şimdiki kadınlar gibi her şeyi marketten almazdı, kendi yapardı. Makarna keserdi, tarhana yapardı. Türkiye’nin zorlu zamanlarında 2’inci Dünya Savaşı sırasında yokluğu yoksulluğu yaşamıştı. Çiftçiliği bilirdi eşim de öyle. O da bağcılık yapıyor Diyarbakır’da. Her ne kadar şehirde doğduysam da çiftçilik de pek bilmesem de annem ve eşim dolayısıyla ben de dolaylı olarak köylüyüm.
Annemle bir yaz Sinop’a gittiğimizde tütün diziyorlardı ipe. Ben haylaz bir çocuktum, yerinde durmayan. Çıplak ayakla koşuyordum tütün dizilen iğne ayağımın altını kesmişti. Kanım anıyordu canım biraz yanmıştı. Tütün bastılar yarama. Bir süre sonra kan akışı durdu. O zaman fark etmiştim tütün dizerken kadınların ellerinin nasıl zift gibi yeşilimsi sarımsı bir renge döndüğünü. Genç yaşta tarlada ortak kullanmaktan ellerinin nasıl nasırlaştığını. Ama yaşadıkları hayattan şehirliler gibi yakınmadıklarını. Bir şükür hali içinde olduklarını. Çünkü tarımsal üretimde sürekliliği sağlamak öyle kolay değil kimi zaman kıtlığı yaşamak mümkün. Üretim doğa koşullarına bağlı. Üretim sürecinin her aşaması çiftçinin kontrolünde değil. Onlar da Allah’a sığınarak üretimin verimli olmasını beklerlerdi hep. Bazen bu gerçekleşmezdi, yine de şükrederlerdi.
Buğday hasadının nasıl zor olduğunu o yıllarda gözlemlemiştim. Fırınlarda ekmek almaya alışkın bir şehirli olarak ekmekteki o zahmeti yaşamıştım. Annemin çocukluk arkadaşı Gürcü Bekir ağabey kağnı arabasına yüklediği ürünü dikkatli biçimde depoya götürüyordu. Kağnının bozuk, kurumuş yolda çıkardığı ses şimdi yazarken bile aklımda.
Sonra depodan alınan buğday tanelerinin su ile çalışan değirmene götürüşümüzü hatırlıyorum. Nehir suyuyla buğdayları bir elekte yıkadığımızı… Değirmene verdiğimiz buğdayları daha sonra çuvalla eşek sırtında köye geri getirdiğimizi. Meşakkatli süreçlerdi bunlar.
Sonra televizyon muhabiri oldum Diyarbakır’a çıktı tayinim. Orada köye haberler yaptım bolca. Hasat törenlerine katıldım, o coşkuyu yaşadım. Kırsal kesime, köye uzak değilim demek için yazdım bunları.
Köşenin adını “Kendine Has Bir Üstat” koydum. Tartıştığım biriyle aramızda geçen sohbeti aktardığım bir arkadaşım bu adı buldu. Hatta “Kime göre, Neye göre? Karşımdakinin Zihnine Göre” diye üstatlık durumunu sorgulayan ve yanıtlayan ifade de ona ait. O da annem gibi Karadenizli ve mecrada kendine ait köşede yazmaya başlayacak. Umarım yazdıklarımla yaşamınıza dokunurum, seslerinizi iletebilirim.






















