Anasayfa
  • Tarım Haberleri
    AydınAfyonkarahisar
  • Hayvancılık haberleri
  • Köy Haberleri
  • Genel
  • Güncel
  • Spor
  • Ekonomi
  • Sağlık
  • Dünyadaki Türkler Almanya'daki Türkler Eğitim Arıcılık Balıkçılık Belediyeler Dünya Kadın Kültür-Sanat Magazin Muhtarlık Sıladan Haber Tarım Destek Tavukçuluk Teknoloji Yaşam Yiyecek
  • Ara
  1. Köşe Yazarları
  2. Buse Gülin
  3. Yansımanın Tekinsizliği: Ayna ve Benliğin Çatallaşması
Yayınlanma: 13 Nisan 2026 - 13:07
Güncelleme: 14 Nisan 2026 - 21:57

Yansımanın Tekinsizliği: Ayna ve Benliğin Çatallaşması

13 Nisan 2026 - 13:07
Güncelleme: 14 Nisan 2026 - 21:57
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Buse Gülin
Buse Gülin
"Kültürler arası"
Yansımanın Tekinsizliği: Ayna ve Benliğin Çatallaşması

Aynaya baktığınızı düşünün. Aslında her gün yaptığınız bir şey bu. Tereddütsüz, hiç sorgulamadan, sayısız kez, sürekli...

Böyle bir atmosferde, kendisini tüm gücüyle tırmalayan bir kaos doğmaya çalışsaydı?  Bu nasıl olurdu?

Cevap : Bir soru cümlesi arayıcılığıyla. - kendisinden soru türeten başka bir soru cümlesi arayıcılığıyla.

Bir üst satırdaki kompleks cümleler bütününü hayata geçirerek anlamlandırmak istiyorum çünkü meselenin özü derin ve aynı zamanda da çok mahrem. Hepimizin bildiği üzere gerçekliğe erişim için pahalı bedeller ödemek gerekli. Bireyselliğinizi odak aldığımız noktada, bedeli ödemek için bilinçaltınızın en tekinsiz bölgesinde, açılmanız gerekiyor. Daha doğrusu bu mesele size yüzmeyi tam olarak bilip bilmediğinizi öğretiyor. - Sizi zorla suya sürükleyerek-

Korkular biçimsizdir hatta çoğu zaman çirkin. Bu yüzden korkunun sahiplendiği hiçbir olasılığın iyiliğe hizmet ettiği görülmez. İşte tam bu noktada aynalar ve onların yansıtma gücü şeytani bir maceranın içerisine çekilir ve döngüsel biçimde patolojik duygular kendilerini var etmeye devam ederler.

Korku tutarsız, amaçsız ve anlamsız değildir ( her ne kadar biçimsiz ve çirkin olsa da). Aksine, Korkunun bir sistemi vardır. Bu sistem etkileyebildikçe büyür, görmezden gelindiğinde küçülür. Aynalarınsa fiziki gerçekliği korku sisteminin nükleer bombasıdır çünkü aynaların geri yansıtma özelliklerinin etkileri bilinç tarafından yok sayılamaz. Tüm bunların ötesinde, bilincin etkilendiği bu fiziksellik size şöyle bir paranormal soru da doğurur: Aynaya baktığınızda gördüğünüz şey gerçekten siz misiniz, yoksa size benzeyen bir şey mi?

ÇÜNKÜ Aynalar, insanlık tarihi boyunca yalnızca yansıtıcı yüzeyler olarak görülmediler. Aksine, Onlar, sınırların en ince olduğu yerler olarak kabul edildiler. Gariptir,  bir estetik merakın ürünü üzerinden "bu taraf ve diğer taraf" ikilemini tanıtan, menhus açmazlar yaratıldı ama “diğer tarafın” ne olduğu hiçbir zaman tam olarak tanımlanamadı.

Aslında birçok kültürde aynalar, ruhun kapısı olarak düşünülür. Bu yüzden Ölen birinin evinde aynaların örtülmesi veya kaldırılması, yalnızca bir gelenek olarak okunamaz. Aykırı geliyor olabilir fakat aynaların üstünün kapatılması, ters çevirilmesi, kaldırılması aslında doğrudan ruhun aynaya “takılı kalmasının” engellenme çabası olarak karşımıza çıkmaktadır çünkü inanışa göre ruh, bedenini terk ettiğinde en yakın yüzeye (en tanıdık olana) yönelir. -Yani kendisine.

 Fakat eğer ruhun yöneldiği o yüzey bir aynaysa, o ruh için geri dönüş artık mümkün değildir. Dönüş için çırpınsa dahi, mümkün değildir. Diğer bir değişle( korku filmlerinde de çok tanıdık olduğumuz bir olgudur bu) Ruhun geri dönüşünün olmaması aynanın içerisinde takılı kalmayı, hapis olmayı ifade eder.

Tabii, bu noktada mesele artık metafor olmaktan çıkıyor. Ayna, bir nesne değil; bir eşik haline geliyor ve böylelikle kendisine has kültürel bir dinamiğin varlığını gözler önüne seren izlenimler edinmeye başlıyoruz. Bu bize örüntüsünü keşfetmeye başladığımız topluluğun kendisini hangi köke bağladığını açıktan açığa gösteren bir anahtar haline de geliyor. Bu yüzden benim için insanların kolektif davranışlarını toplamak, zamansız bir koleksiyoncu olmaktır.

Modern dünyada "old ways (kadim dinlere ait inanış biçimlerini ve ritüelleri)" “hurafe” olarak etiketlemek kolaydır. Halbuki aynaların hâlâ  sayısız insanı fazlasıyla rahatsız ettiğini biliyoruz ve bunu çevremizde gözlemleyebiliyoruz. Size reddi çokta mümkün olmayan bir argüman sunmak istiyorum: Toplumlar tarafından aynalar hala fazlasıyla habis bulunuyor özellikle uzun süre ve dikkatlice bakıldığında.. özellikle gece ve gece yarısından sonra.

Sıkı sıkıya tekrarlanan davranışlar belirli bir yerden sonra kurgusallığımıza da konu oluyor. Buna kısaca yukarıda ki paragrafımda değinmiştim fakat burada konuyu daha detaylı açmak istiyorum. Doğaüstü korku filmlerinde aynalar ve tekinsizlik arasında bağ fazlasıyla detaylandırılır. Filmlerde sunulan güvenli ortamın dengesini bozmak adına atılan ilk hamle her zaman karakterin kendi yansımasıyla karşılaştığı an olarak servis ediliyor. Birçok filmde, Aynada kendini izleyen karakterin şeytaniliği fark etmesi adına bir "küçük an" yaratılıyor  çünkü Aynalar her zaman paranormaliteyi fark etmek için bir maşa olarak kullanılıyorlar. 

 
 

 

 

Biraz orta tondan konuşmanın uygun olduğu kanaatindeyim. Bu yüzden işin bilimsel ayağını da vermeden geçmek istemiyorum. Psikolojide bu olguya dair bir açıklama var. Bilimsel verilere göre,  uzun süre aynaya bakıldığında, beyin yüz tanıma sistemini  “bozmaya” başlıyor. Bu da yüzün değiştiği algısını yaratıyor ve yüzümüzü gerçekten değişmiş gibi görüyoruz. Daha da detaylara girildiğinde,  Gözlerin derinleştiği, hatların kaydığı, vücudun biçiminin değiştiği anlar bile olabiliyor. Bazen iş öyle farklı bir hale bürünüyor ki karşınızda dikilen yansımayı kendinize bile benzetemiyorsunuz. Dolayısıyla, "ugursuzluk hissi" kendi fiziğiniz üzerinde egemen oluyor.

Tabi yazıldığı kadar basit değil. İdraki karışık olanın kabulü gecikir. Bu sadece nörolojik bir hata mıdır yoksa beynin, görmemesi gereken bir şeyi bastırma biçiminden mi bahsediyoruz ikilemi gayet Şüpheli hale bürünüyor. - çünkü ilki anatomi, ikincisi ise psikolojidir. İlki nesnel, ikincisi özneldir.

Bu noktada son derece bilinen bir efsaneleşmiş anlatıyı referans vermek istiyorum: “Bloody Mary ve sinsi bir kontrolün maşası olan aynalar."

 
 

 

 

Bloody Mary genellikle çocukca bulunur hatta Eğlenceli bir korku oyunu gibi anlatılır ama yapısı ve sistematik döngüsü dikkat çekicidir. Bloody Mary 4 aşamalı bir ritüelistik performansla ortaya çıkar:

Karanlık bir ortam -> 3 kez tekrarlanan bir isim ->  bir ayna -> sabit bir odak

Yukarıdaki olay kronolojisini incelediğinizde esasen bunun bir çağırma değil, bir odaklama meselesi olduğunu fark ediyorsunuz. Nasıl? diye sorduğuzu duyar gibiyim.

ÇÜNKÜ  Zihin kendine has kurallarıyla çalışır. Bu yüzden tekrarlanan eylemler karanlıkla birleşerek zihinin kendi sınırlarını gevşetmesine sebep olur ve zihin artık o noktada dışarıdan bir şey gelme ihtimalini hesaplamaya  gerek duymaz. - çünkü İçeride olan şeyi yüzeye çıkartır. Ayna ise, sadece bunu görünür kılar. Belki de bu yüzden aynalar hep “aracı” olarak görülür. Onlar bir şey yaratmaz. Sadece olanı gösterir.

Geceleri aynaya bakmaktan kaçınan insanlar tanıdığınızı varsayıyorum çünkü fazlasıyla yaygınlar. Neden böyle davrandıklarının sebebini tam açıklayamazlar ama bilirler. - genellikle bir şey fazlasıyla “yanlıştır” ve bu yanlışlık büyük yıkımlara sebep olacaktır.

Bu his, çoğu zaman mantıkla çelişir çünkü rasyonel açıdan ortada fiziksel bir tehdit yoktur. Yine de zihin, fiziksel olmayan tehditleri de algılayabilir ( bir üst paragrafta bundan bahsetmiştim). -  Ve bazen bu algı, görsel olandan daha güçlüdür. Bu algı insanı yönetir, biçimlendirir ve dönüştürebilir.

Şehir efsaneleri, mitolojik anlatılar, oluşturulmuş korku hikayeleri ve sayısız kaynaktan çekilebilecek ekstra argümanlarla yazımı büyütebilirim fakat İşin özünde hep 2 farklı noktaya dokunan açmazlarla baş başa kalıyoruz.

1.Belki kendimizden tıpatıp bir tane daha görmeyi fazla içselleştiremememişizdir. Eş zamanlı şekilde bizi tekrar eden bir diğer biz fikrini aklamaya ihtiyaç duyduğumuzda, sahneyi paranormal açıklamalar ve bunlara karşı geliştirilen önlemler( sistematik ve tekrar eden davranış kalıpları) alıyordur.

2. Belkide Aynaları tehditkâr buluyoruzdur çünkü aynalar yalnızca bizi göstermezler. Aynalar bizi, biz olmadan da gösterebilirler. Belki de aynadaki şey her zaman biz değilizdir. Belki de o, sadece bizim kendimiz olduğumuza inandığımız bir şeydir.

Ve bir gün, çok uzun süre bakarsak… O şey de bize bakmaya başlayabilir ve  aslında biz hiç hareket etmediğimiz halde yansımamızın ettiğini görebiliriz. Belki de hepimiz( biz ve yansımalarımız) hiç hareket etmemişizdir ve etmeyeceğizdir....

Şimdi seçenekleri geçtim, düşünmeniz adına sorular bırakıyorum ve yazımı noktalıyorum:

Biz bir korku senaryosunu mu yaşıyoruz yoksa bu senaryolar bizi izleyerek mi yazıldılar?

Aynalar gerçekten dönüştürücü mü? Yoksa dönüştürmelerini umarak göz göre göre korkmayı mı seçiyoruz?

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Asturias: Doğa Hiçbir Zaman Sessiz Değildi - 13 Temmuz 2026
  • İnsan Sevdiğini Geri Getirmek İsterken Ölümü mü Yenmeye Çalışır, Yoksa Kendi Çaresizliğini mi? - 09 Temmuz 2026
  • Ritüeller Gerçekten Kimi Değiştirir? Tanrıları mı, İnsanları mı? - 03 Temmuz 2026
  • Neden Hâlâ Van Gogh'a Bakıyoruz? - 26 Haziran 2026
  • Bir Küfür Meselesi Değil - 20 Haziran 2026
  • Neden Bazen Kadınlar da Sistemin Bekçisine Dönüşüyor? - 14 Haziran 2026
  • Birbirimizin acılarının üstüne neden basma eğilimi duyuyoruz? - 09 Haziran 2026
  • BÖLÜM II : Karanlık En Çok Nerede Yaşar? - 31 Mayıs 2026
  • KORKTUĞUMUZ ŞEYLER NEDEN HEP BİZE BENZİYORLAR?   - 25 Mayıs 2026
  • Kaybolmayı Yeni Bir Vedalaşma Türüne Dönüştürdük - 16 Mayıs 2026
  • Kayıp Çocuklar ve Kayboluşun Toplumsal Anatomisi - 10 Mayıs 2026
  • ÇOCUKLUKTAN GELEN PATOLOJİLER : EBEVEYN İSTİSMARLARI - 01 Mayıs 2026
  • Neye dönüşüyoruz? Zaman sandığımız kadar bencil mi? - 25 Nisan 2026
  • GÖRDÜĞÜMÜZ MÜDÜR GERÇEK OLAN YOKSA GÖRDÜĞÜMÜZÜN ÖTESİNDE BİRİLERİ VAR MI? - 18 Nisan 2026
  • POPÜLER KÜLTÜR TRAVMASI: SUÇUN ESTETİKLEŞTİRİLMESİ - 03 Nisan 2026
  • Adı Konulamayanın Şehri: Modern Efsaneler ve Toplumsal Korku - 21 Mart 2026
  • Sessizliğin İçinde Yazılan Korku: Blair Cadısı ve Kolektif Hafızanın İnşası - 19 Mart 2026
  • Kötülük Doğuştan mı? Seri Suçlarda Çocukluk, Travma ve Toplum - 01 Mart 2026
  • Şiddetin Coğrafyası: Amerika'dan Dünyaya Suçun Anatomisi - 27 Şubat 2026
  • TAKIM ELBİSE CUMHURİYETİ: SAYGINLIK BİR KOMBİN DEĞİLDİR - 23 Şubat 2026
  • 1
  • 2
Köşe Yazarları
Buse Gülin
Buse Gülin
Asturias: Doğa Hiçbir Zaman Sessiz Değildi
Serhat Aktaş- Veteriner Hekim
Serhat Aktaş- Veteriner Hekim
​​​​​​​Yazın Sessiz Tehdidi: Hayvanların Sıcağa Karşı Mücadelesi
Dr. Erkan Turan
Dr. Erkan Turan
Su Molası mı, Oyun Molası mı?
virtual soul
virtual soul
Galatasaray Altyapı saçmaları pardon seçmeleri
Dr. Kemal Aslan
Dr. Kemal Aslan
Küçük İnce Bir Şey: Ne Yaman Çelişki
Av. Nazan Türkdoğan
Av. Nazan Türkdoğan
Hayvancılık ve Tarım: Birbirine Bağlı Sektörlere Genel Bir Bakış
Hakan DİKMEN
Hakan DİKMEN
Türkiye'de Tarım ve Hayvancılık Sektörünün Önemi
Dr.Engin Başçı
Dr.Engin Başçı
Hemşehrilerim Nasreddin ve Yunus'tan selamlar…
Özlem Yılmaz
Özlem Yılmaz
Kırsalda Estetik Anlayışı-Özlem Yılmaz
Gökhan Kayış
Gökhan Kayış
YÖNETİM İSTİFA-GÖKHAN KAYIŞ YAZDI
Mustafa Çatıkkaş
Mustafa Çatıkkaş
TARİHSEL SÜREÇTE BEYAZ TEN, SİYAH TEN ve AMELE YANIĞI
Erdoğan Budak
Erdoğan Budak
YOZGAT’IN YENİ GÜZELLİĞİ : FLAMİNGOLAR
Çok Okunan Haberler
Tavuk ve yarka fiyatları Yarka Seçimi ve Kümes Kurulumunda 2026 Rehberi
Tavuk ve yarka fiyatları Yarka Seçimi ve Kümes Kurulumunda 2026 Rehberi
Buzağı Öksürüğünü Önlemede Probiyotik Çözümler: Bütüncül Bir Yaklaşım
Buzağı Öksürüğünü Önlemede Probiyotik Çözümler: Bütüncül...
Altın yatırımcısının beklediği haber geldi mi? 18 Haziran 2026 altın Fiyatları
Altın yatırımcısının beklediği haber geldi mi? 18 Haziran 2026...
19 Haziran 2026 Cuma TV Yayın Akışı: Detaylı Yayın Rehberi
19 Haziran 2026 Cuma TV Yayın Akışı: Detaylı Yayın Rehberi
Yaz Aylarında kabus başlıyor! Evde Tamamen Doğal Ve Etkili Sinek Kovucu Yöntemler Ve Hazırlanış Rehberi
Yaz Aylarında kabus başlıyor! Evde Tamamen Doğal Ve Etkili Sinek Kovucu...
28 Haziran İstanbul Konser Takvimi: Bugün İstanbul'da Hangi Konserler Var?
28 Haziran İstanbul Konser Takvimi: Bugün İstanbul'da Hangi Konserler...
Türkiye'de En Çok İzlenen Dizi Ve Filmler Belli Oldu 29 Haziran 2026! İşte Haftanın Zirvedeki Yapımları
Türkiye'de En Çok İzlenen Dizi Ve Filmler Belli Oldu 29 Haziran 2026!...
Saman Balyası Fiyatları Belli Oldu Üretici Ve Yetiştirici İl İl Güncel Piyasa Verilerini Takip Ediyor
Saman Balyası Fiyatları Belli Oldu Üretici Ve Yetiştirici İl İl...
2026 Güncel Besi Yemi Fiyatları Listesi Açıklandı! En İyi Besi Yemi Çeşitleri, Protein Oranları Ve Kullanım Rehberi
2026 Güncel Besi Yemi Fiyatları Listesi Açıklandı! En İyi Besi Yemi...
Genç Oyuncu Ceren Ayruk Kimdir Rol Aldığı Diziler Ve Kariyerindeki Büyük Çıkışı
Genç Oyuncu Ceren Ayruk Kimdir Rol Aldığı Diziler Ve Kariyerindeki...
Ana Sayfa
Tarım Haberleri
Hayvancılık haberleri
Köy Haberleri
Genel
Güncel
Spor
Ekonomi
Sağlık
Dünyadaki Türkler
Almanya'daki Türkler
Eğitim
Arıcılık
Balıkçılık
Belediyeler
Dünya
Kadın
Kültür-Sanat
Magazin
Muhtarlık
Sıladan Haber
Tarım Destek
Tavukçuluk
Teknoloji
Yaşam
Yiyecek
Köşe Yazarları
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Güncel
  • Hayvancılık haberleri
  • Köy Haberleri
  • Sağlık
  • Spor
  • Köşe Yazarları
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler

  • Rss
  • Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası
  • Ziraat Odası'ndan gübre satışı.
  • Çiftçiye verilen desteklerin birim fiyatının belirlenmesi
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Mastodon