Ekim ayı Karadeniz’e bu yıl öyle bir merhaba dedi ki, gökyüzü adeta denizle yarışıyor. Yağmur, mevsim normallerini çoktan geride bırakmış durumda. Meteoroloji’nin verilerine göre Ordu’dan Artvin’e kadar uzanan sahil hattında yer yer metrekareye 150 kilograma varan yağışlar ölçüldü. Yani tabiri caizse, gök kapılarını ardına kadar açtı.
Bu yoğun yağışın sadece şemsiyeleri değil, gündelik yaşamı da test ettiği bir haftadayız. Rize’nin Fındıklı ilçesinde yollar geçici olarak kapanırken, Artvin’in Arhavi’sinde dere yataklarında iş makineleri hummalı bir temizlikte. DSİ ekipleri teyakkuzda; dere yatakları taşmasın, su yatağını bulsun diye çabalıyor.
Ama Karadeniz’i bilen bilir: burada yağmur sadece bir meteorolojik olay değildir; kültürün, doğanın, hatta dilin bir parçasıdır. Fakat bu kez durum farklı. Çünkü artık her sağanak, bir “olağanüstü hava olayı” uyarısına dönüşüyor.
Yağmurun Gölgesinde Bir Gerçek: Heyelan
Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin son raporu, yağış miktarının bu yıl mevsim ortalamasının %30 üzerinde olduğunu gösteriyor. Bu sadece rakam değil; aynı zamanda yamaçlarda gevşeyen toprak, yükselecek dere suları ve riskli yollar anlamına geliyor. Bölgenin dik coğrafyası, bu denli şiddetli yağışlara karşı kırılgan. Birkaç saatlik fırtına bile bir mahalleyi izole edebiliyor.
Uzmanlar uyarıyor: Dere yataklarına araç park etmeyin, uyarıları dikkate alın. Çünkü doğa, ihmali affetmiyor.
Yağmurun Romantizmi Bittiğinde
Elbette Karadeniz yağmuru bir yanıyla romantiktir. Sisle karışan kokusu, yeşile çalan gökyüzü, o sabah kahvesine eşlik eden taneler… Ama her romantizmin bir sınırı vardır. O sınır aşıldığında, doğa “ben buradayım” der.
İklim değişikliğiyle birlikte bu sınırın artık çok daha kolay aşıldığını görüyoruz. Son yıllarda “yüz yılda bir olur” denilen yağışlar, neredeyse her mevsim yaşanıyor. Yani mesele sadece bir haftalık hava durumu değil; geleceğin yeni normali bu olabilir.
Son Söz
Karadeniz insanı güçlüdür, inatçıdır, ama bir o kadar da doğayla barışıktır. Bu barışı korumanın yolu, doğanın dengesine saygıdan geçiyor.
Ekim yağmurları geçecek, elbet güneş yine doğacak. Ama bu kez yağmurun bıraktığı izleri iyi okumak gerekiyor. Çünkü belki de doğa, bize sadece ıslanmayı değil, dinlemeyi de öğretiyor.






















